AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, ABD Temsilciler Meclisinin, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerine Suudi Arabistan aleyhine dava açma imkanı tanıyan kararını eleştirerek, “Suudi Arabistan hakkında alınan bu karar esas itibariyle tamamen bir hukuk faciasıdır. Böyle bir şey ne evrensel hukuka ne de insanlığa sığan bir iştir.” dedi.
Yıldırım, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin güvenliği ve huzuru için yurt içi ve yurt dışında barış ve kardeşlik mücadelesi veren güvenlik güçlerini selamlayarak, “Unutmayın millet sizinle beraberdir. Allah yar ve yardımcınız olsun.” diye konuştu.
Bugün Azerbaycan’ın bağımsızlık günü olduğunu anımsatan Yıldırım, “Merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı cenap Haydar Aliyev’in dediği gibi tek millet, iki devletiz. Can Azerbaycanlı kardeşlerimize buradan 79 milyon Türk milletinin selamlarını, sevgilerini iletiyor, Azerbaycan’ın azadlık gününü kutluyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bugünün Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in de ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatan Yıldırım, İzzetbegoviç’e tekrar Allah’tan rahmet diledi.
Yıldırım, geçen bir hafta içerisinde yurtdışında gelen ziyaretçilerle temaslarda bulunduklarını, AK Parti milletvekilleriyle istişare toplantılarını gerçekleştirdiklerini anlatarak, “78 ilimizden bütün milletvekillerimizle bir araya geldik. 15 Temmuz sonrası yaşanan olaylar ve terörle mücadele konularını, ekonomiyle ilgili konuları, memleket meselelerini ele aldık. İllerimizde devam eden yatırım ve hizmetleri görüştük. Vatandaşlarımızdan gelen talep, öneri ve şikayetleri değerlendirme fırsatı bulduk.” dedi.
AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nın 112’ncisini de geçen hafta gerçekleştirdiklerini belirten Yıldırım, bu hafta sonu da Afyonkarahisar’da geleneksel istişare toplantısının yapılacağını kaydetti. Yıldırım, “AK Parti olarak kurulduğumuz ilk günden bugüne değişmez prensibimiz, istişareyi kurumsallaştırmaktır. Partimizin en güçlü yanı beraber düşünmek, beraber karar almak, siyasetimizi bu istişareler sonuncunda ortaya çıkan ortak akılla belirlemektir.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Konya ve Trabzon’da, kendisinin de İzmir’de vatandaşlarla bir araya geldiğini, toplu açılış törenlerine katıldıklarını anımsatan Yıldırım, bu üç şehirde açılışı yapılan eserlerin Türkiye’ye ve millete hayırlı olmasını diledi.
Yıldırım, geçen hafta kadın çiftçilerle bir araya geldiklerini, Dünya Kadın Çiftçiler Günü etkinliklerini gerçekleştirdiklerini, milli tarım projesini İzmir’den vatandaşlara duyurduklarını dile getirerek, İstanbul’da 55 İslam ülkesinden gelen sendika, federasyon ve konfederasyon heyetlerini kabul ettiklerini söyledi. Yıldırım, bu toplantıda muhataplarına 15 Temmuz darbe girişiminin ve FETÖ’nün ülkelerinde nasıl algılandığını, bu örgütün faaliyetlerinin Türkiye’ye ve diğer ülkelere zarar verdiğini bütün yönleriye konuşma fırsatı bulduklarını anlattı.
İstanbul Ümraniye’de İstanbul Finans Merkezinin temelini de geçen hafta attıklarını belirten Yıldırım, İstanbul Finans Merkezi fikrinin 2009 yılında o zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gündeme getirildiğini hatırlattı.
Proje’nin gelir paylaşımı esasına göre, kamu kaynağı kullanılmadan yapılacağını ve yaklaşık 20 milyar liralık bir yatırım gerçekleşeceğini kaydeden Yıldırım, merkez tamamlandığında adeta orta ölçekli bir şehir haline geleceğini, 50 bin çalışan, 30 bin ziyaretçi toplam 80 bin kişinin her gün orada iş, aş sahibi olacağını anlattı.
Başbakan Yıldırım, dünyada finans konusunda terör örgütleri, terör kaynaklı paralar bahane edilerek bazı ülkelere yönelik ciddi kısıtlamalara gidildiğine dikkati çekerek, son olarak ABD Kongresi’nin Suudi Arabistan hakkında aldığı kararı hatırlattı. Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suudi Arabistan hakkında alınan bu karar esas itibariyle tamamen bir hukuk faciasıdır. Neden? 11 Eylül olaylarını gerçekleştiren teröristlerin hesabını Suudi Arabistan’dan sormak ve orada hayatını kaybedenlerin tazminatlarını Suudi Arabistan’dan tazmin etmek gibi bir hukuki süreç başlattı. Bu ne anlama geliyor? Amerika diyor ki ‘senin paralarına el koyacağım, buna bir kılıf hazırlıyorum’. Doğrudan da el koyabilir ama bu çok kaba bir şey olur. ‘Ben bir hukuki altyapı hazırlayayım ona göre el koyayım’. Böyle bir şey ne evrensel hukuka ne de insanlığa sığan bir iştir. Eğer böyle bir süreç başlarsa her ülke bir başka ülke hakkında hesap sormaya kalkar ve dünyanın zaten düzeni gittikçe bozuluyor, daha büyük tehditler, tehlikeler kaçınılmaz hale gelir. Bu haksız, yersiz bir karardır ve bu kararın ne kadar yanlış olduğunu en önce Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bütün dünyaya açıkça beyan etmiştir.”
İstanbul Finans Merkezi’nin dünyada, yatırımcı ve girişimciye her türlü yatırım için hizmet edecek en önemli merkezlerden biri olacağını belirten Yıldırım, “Biz dostlarımıza buradan çağrı yapıyoruz, uzun vadeli geleceğe, bölgeye yatırım yapma planlarınız varsa İstanbul Finans Merkezi sizin için en güvenli limandır.” diye konuştu.
Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı Harekatı’nın 56 gündür sürdüğüne işaret eden Yıldırım, harekatın başlangıcından bu yana bin 250 kilometrekarelik alanın güvenli hale getirildiğini, terör örgütü DEAŞ ve YPG unsularından temizlendiğini vurguladı.
Cerablus ve civarında yaşayan köylülerin, bölgeye gelerek tekrar yerleşmeye başladığını aktaran Başbakan Yıldırım, “Önce Cerablus’u ardından Rai ve nihayet Dabık’ı da DEAŞ örgütünden temizledik. Böylece üzerine efsaneler uydurulan Dabık da güvenli bir yer haline geldi. Dabık’ta kontrolün sağlanmasıyla birlikte büyük ölçüde DEAŞ teröristleri tarafından ülkemize, Kilis’e yönelik roket saldırılar önlenmiş oldu. Büyük ölçüde önledik ama başka silahlar ele geçirirlerse daha uzun menzilli, o da ayrıca bir tehdit olmaya devam eder. Ama ellerindeki mevcut silahlarla atacakları füzeler menzilin dışında kalmış oldu.” ifadelerini kullandı.
HİÇ KİMSENİN İZNİNE, İCAZETİNE İHTİYACIMIZ YOK
Türkiye’nin amacının, bölgede barışı, güvenliği ve istikrarı sağlamak olduğunun altını çizen Yıldırım, “Bunun dışında hiçbir amacımız, hiçbir hedefimiz yok. Herkes şunu bilsin ki Türkiye’ye, ülkemize yönelik her türlü tehdide karşı gerekeni anında, gözümüzü kırpmadan yaparız. Bunun için de hiç kimsenin iznine, icazetine ihtiyacımız yok. Türkiye, hudutlarının güvenliğini her şart altında korumaya devam edecek.” dedi.
Musul’da uzun süredir konuşulan operasyonun başladığına işaret eden Binali Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Olan biteni yakından takip ediyoruz. Her gelişmeye uygun planlarımız, hesaplarımız yapılmıştır. Hazırlıklarımız tamamlanmıştır. Türkiye’nin aleyhine herhangi bir durum ortaya çıkarsa gereken adım anında atılacak, misliyle karşılık verilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği, ‘Operasyon da olacağız, masada da olacağız.’ sözünün arkasındayız. İşte şu anda operasyonda ön saflarda olanlar, bizim Başika’da eğittiğimiz milislerdir, Ninova mücahitleridir. Peşmergelerle birlikte operasyona katılmışlardır. Ayrıca koalisyon güçleri içerisinde havadan müdahalede bizim Hava Kuvvetlerimiz de yer almıştır. ‘Musul’da Türkiye’nin işi yok.’ diyenler cevabını almıştır.”
SINIRLARIMIZIN HEMEN DİBİNDE BİR OLDUBİTTİYE ASLA MÜSAADE ETMEYİZ
ABD’nin 2003 yılında Irak’a girdiğini, Saddam’ı devirdiğini ve Irak’ta yeni bir dönem başlattığını hatırlatan Yıldırım, “Baştan itibaren hem Amerika’ya hem Birleşmiş Milletler’e, Avrupa Birliği’ne bölgenin hassasiyetini sürekli anlattık. Etnik hassasiyeti konusunu sürekli işledik. Terör örgütleri konusunda uyarılarımızı yaptık. İnanın bütün uyarılarımız da ne yazık ki dikkate alınmadı. Sonunda haklı çıktık. Özellikle DEAŞ terör örgütünün, bu müdahaleden sonra ortaya çıktığını bugün bütün dünya biliyor. Eğer uyarılar o günler dikkate alınmış olsaydı, Irak’ta milyonlarca masum insan hayatını kaybetmeyecek, Irak bugünkü gibi istikrarsız, terör örgütlerinin cirit attığı bir ülke olmayacaktı.” diye konuştu.
Bugün Irak’ın yaklaşık yarısının PKK, YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin kontrolüne geçtiğini, diğer yarısının da uluslararası güç sayesinde korunduğunu vurgulayan Yıldırım, “Bunu görmeyenler, ülkelerini teröre teslim edenler, terör karşısında diz çökenler, çıkmışlar bize koca koca laflar ediyorlar. Neden? Çünkü hesap başka. Kimse kusura bakmasın, sınırlarımızın hemen dibinde bir oldubittiye asla müsaade etmeyiz. Irak’ta yeni Yezitlere de yeni Kerbela’lara da asla göz yummayacağız. Türkiye tarihi boyunca hep mazlumun yanında oldu. İşte Suriyeli 3 milyon kardeşimize kucak açtık, bağrımıza bastık, misafir ediyoruz. Bu coğrafyada Türkiye’yi hesaba katmadan adım atanlar büyük bir yanılgı içinde olurlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimini hatırlatan Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
“15 Temmuz neden oldu? Amaç, Türkiye’yi hem Irak’ta hem de Suriye’de bir yandan devre dışı bırakmak, bizi içeride meşgul ederek bölgede Türkiye’nin olmadığı emperyalist planları gerçekleştirmek. Ancak bu aziz millet sadece FETÖ’cü teröristleri durdurmadı, aslında bu millet kendi ülkesinin ve komşu milletlerin beka mücadelesini de gerçekleştirdi. PKK ile FETÖ ortak hareket ettiler. Çünkü ikisi de maşa, bu iki maşayı aynı el tutuyor. Bunların ne dinle alakaları var, ne milletle alakaları var. PKK da FETÖ de tek bir amaca, kendi sahiplerine, kendi efendilerine hizmet ediyorlar. İşte bu aziz millet, bu kirli, bu alçak, bu hain oyuna 15 Temmuz’da geçit vermedi.
Türkiye’nin bekası için, istiklal ve istikbalimiz için içeride ne gerekiyorsa yapacağız, dışarıda da ne gerekiyorsa aynen yapacağız. Bunları yaparken adaletten, uluslararası hukuktan ve meşruiyetten ayrılmadan terörle mücadele devam edecek hem de bölgenin barışı için Türkiye olarak katkı sunmayı sürdüreceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Derdimiz tektir; akan kan dursun, zulüm son bulsun. Bunu sağlamak için de tarihimizin bize yüklediği sorumluluk ve cesaretle hareket edeceğiz.”
ANKARA


















